Goodjob Human Insight & Brand Strategy olarak klinik psikologlarımız, bilinç altı uzmanlarımız ve içgörü uzmanlarımızın moderasyonunda Temmuz ayında gerçekleştirdiğimiz, Covid-19 salgın sürecinin çalışan kesim üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla yaptığımız araştırmada, karantina sürecinde eve kapanma ve ilk kez toplu olarak evden çalışma deneyimini incelendik. Çalışanlarda ortaya çıkan; hayata ve iş hayatına yaklaşımlarındaki değişimler, kişisel değerlerindeki dönüşümler, kişilik özelliklerindeki yeni kazanımlar ve bu süreçle başa çıkma yollarında, gerek şirketlerinden aldıkları etkilerin, gerekse çalışma arkadaşlarıyla yaşadıkları yeni farkındalık ve deneyimlerin sonuçlarını ortaya çıkardık.

ÖLÜM GERÇEKLİĞİ İLE YÜZLEŞTİK

Ölüm gerçekliğinin yarattığı anksiyete hali insanın içinde her zaman var. Ancak insan bununla yaşamayı öğreniyor. Hayata bir anlam kattığında hayatta var oluşunun da bir anlamı oluyor. Günümüz modern toplumunda iş insan hayatının, hem zaman olarak hem de yarattığı gelirin sağladığı deneyimlerle, çok büyük bir kısmını kaplıyor ve kişinin hayatına anlam katmak için önemli bir temel oluşturuyor. Türkiye, haftalık ortalama çalışma süresi olan 47 saat ile OECD ülkeleri arasında ikinci sırada yer alıyor.

Bu noktada Covid-19 çalışma yaşamını çok önemli iki noktadan sarsmış görünüyor. Bunlardan ilki unutmak istediğimiz, sürekli görmezden gelmeye çalıştığımız (kendimiz ve sevdiklerimiz için) ölüm gerçekliğini insana hatırlatıyor, hem de her gün. Ölüm rakamlarının bir borsa gibi takip edildiği bir dünya ile bir anda karşı karşıya kaldık. Üstelik tüm dünyayı kapsayacak şekilde… Bunun yanında ölüm gerçekliği hikayeleriyle de bizi etkisi altına aldı. Birinci ve ikinci dereceden yakınların, sağlık çalışanlarının ölüm haberlerini alarak ölümün herkes için çok olası olduğunu sürekli olarak hatırladık ve hatırlamaya da devam ediyoruz.

Covid-19’un ikinci sarstığı nokta ise çalışanların hayatına anlam katmakta büyük rolü olan ve günlük hayatın büyük kısmını kaplayan iş hayatına dair anlam değişimleri yaratması. Pandemi süreci iş yapma biçimlerini ve iş – özel hayat dengesini sarstığı için çalışanların tutunduğu bu dal da büyük bir sarsılma yaşadı.

İNSAN OLDUĞUMUZUN FARKINA VARDIK

Pandemi süreci bir çok çalışan için yeni anlam arayışlarına yol açtı. Bunu temel olarak “insani değerlerin yükselişi ve kişisel değerlerin dönüşümü” ile ifade edebiliriz.

İşin de büyük bir katkı sağladığı dış dünya ile olan bağlantılarımız bizim dikkatimizi başka yönlere çekiyordu ve hayatımızda büyük bir yer kaplıyordu. Kendi kendimize kalacak zamanımız yoktu ve hatta belki bundan korkar hale gelmiştik. Pandemi, kendimizle baş başa kalmamızı sağladı. Bu sayede çalışanlar hayatlarının içindekileri önem sırasına göre yeniden değerlendirdi. Bu etkiyi üç ana başlık altında ifade edebiliriz.

Kendine dönme, içsel yolculuk ve kendiliğin yeniden keşfi

Salgının ilk etkilerini, nasıl bir seyir izleyeceğini ve buna karşı gelişen üç tip insan davranışını ilk çalışmamızda ele almıştık. Burada bazı insanların pandemi etkisiyle neden tuvalet kağıdı stokladığını, diğerlerinin neden salgını görmezden geldiğini ve bazılarının da neden alıp başını kaçtığını anlatmıştık.

Karantina döneminde özgürlüğün kısıtlanmasının ve dışarıdaki hayatın sınırlı olmasının, hemen hemen tüm katılımcılarda; kendine dönme, içsel bir yolculuğa çıkma ve varoluşsal sorgulamalara girme etkisi yarattığı gözlemleniyor.

Salgına karşı davranış geliştirme, ilk endişelerin azalması ve işten çıkarılma kaygılarının giderilmesi ile sürece alışma sonrası ortaya çıkan bu içe dönüşle birlikte; bastırılmış duyguların, tutkuların ve hayallerin ortaya çıkışına, ataerkil değerlerin sorgulanmasına; aile baskısı, mahalle baskısı, başta kadın-erkek rolleri olmak üzere toplumda dayatılan konuların yeniden ele alınmasına, yaşam standardını yükseltmek; belirlenmiş kalıpların, tarif edilen yaşamların içine girmek için sonu gelmeyen istek ve arzuların yeniden düşünülmesine,iş hayatının; bitmeyen hedefleri, tekrar eden döngüleri, karşılığı alınamayan özverileri ve toksik ilişkileri ile yeniden değerlendirilmesine, şahit olduk.

Covid-19 sürecindeki krizle savaşma, başa çıkma ve yaşanan içsel yolculuk süreci sonunda, katılımcılarda hayatı yeniden anlamlandırma çabası ve kişisel değerleri yeniden gözden geçirme eğilimleri gözlemliyoruz.

Kişiliği Dönüştürücü Etkiler ve Kazanımları

  • Özgüven artışı
  • Psikolojik esneklik, sağlamlık
  • Kendine değer verme
  • Sınırlarını çizme; hayır diyebilme, dayatmaları reddetme
  • Empati kurma
  • Olgunlaşma
  • İçtenlik, sahicilik, “gerçeklik”
  • Özgünleşme

Değerleri Dönüştürücü Etkiler ve Kazanımları

  • Ertelememe
  • Anı yaşama
  • Yaşamdan keyif alma
  • Zamanın değerini anlama
  • Eldekilerin kıymetini anlama
  • Sağlığa önem verme
  • Aile bağlarına önem verme
  • Ataerkil değerleri sorgulama
  • Alternatif yaşam biçimleri oluşturma

Artık Ben…

Bu eğilimleri, katılımcıların Covid-19 dönemine ait yeni kararları ve «Artık ben….», «Bundan sonra ben..» diye başlayan cümleleri tamamlayan ifadeleri ile birlikte incelediğimizde, Covid-19 karantina döneminin hem kişilik özelliklerini hem de kişisel değerleri dönüştürücü etkiler yarattığını gözlemliyoruz. Bu etkiler ve elde edilen kazanımlar şöyle özetlenebilir:

Daha güçlü olduğum bir hayat:

  • … kendi doğrularımla yaşayacağım!
  • … daha özgüvenli, girişken bir insan olacağım!
  • … zayıflıklarımın üzerine gideceğim!
  • … daha olgun, farkında birisi olacağım!

Daha mutlu olduğum bir hayat:

  • … hiçbir şeyi kafaya takmayacağım!
  • … beni üzen şeyleri hayatımdan çıkaracağım!
  • … boş şeylere üzülmeyeceğim!
  • … sağlığımın değerini bileceğim!
  • … hiçbir şeyden şikayet etmeyeceğim!
  • ….insanım, makine değilim diyeceğim!

Anın değerini daha çok bildiğim bir hayat:

  • … hiçbir şeyi ertelemeyeceğim!
  • … zamanın değerini bileceğim!
  • … geçirdiğim zamanın tadına varacağım!
  • … planlarımı uzun vadeli yapmayacağım!
  • … planlarımı hayata geçireceğim!
  • … ölümün er ya da geç geleceğini bileceğim!

Daha dengeli dingin bir hayat:

  • … parklarda daha fazla zaman geçireceğim!
  • … toprağa basan bir hayat istiyorum!
  • … daha sakin biri olacağım, koşturmayacağım!
  • … alternatif bir yaşam fikri bulacağım!
  • … illa o yoldan gideceğim diye tutturmayacağım!

Daha iyi ilişkilerin var olduğu bir hayat:

  • … daha sosyal bir insan olacağım!
  • … kalp kırmamaya çalışacağım!
  • … ailemle daha fazla zaman geçireceğim!
  • … sevdiklerimle kaliteli zaman geçireceğim!

Aile ve İlişkilerin Artan Önemli

Pandemi döneminde, aile büyüklerinin daha büyük risk altında olması ve genel olarak hissedilen yalnızlaşma nedeniyle çalışanlar için ailenin önemi artmış durumda.

Covid-19 karantina döneminin, hayatın hızına ve koşuşturmacasına bir «pause / dur» etkisi yaratması, uzun zamandır birlikte pek vakit geçiremeyen ailelerin öncelikle birbirlerine dolu dolu zaman ayırmalarını ve hayatı paylaşmalarını sağladı. Bunun yanı sıra, sağlık ve ölüm tehdidiyle birlikte gelen sevdiklerini kaybetme korkusunun, hem eşlerin birbiriyle ve çocuklarıyla ilişkilerini derinleştirdiği, hem de büyük aile bağlarını kuvvetlendirdiği gözlemleniyor. Yalnız yaşayanlar arasında da, daha bireyselleşmeye dönük eski tercihlerin yerini, daha fazla aileye yönelme ve görev gibi sürdürülen ilişkileri daha içselleştirme ve sahiplenme eğilimine bıraktığı gözlemleniyor.

“Eşim soğukkanlı biridir; (ona) bir şey olsa ne yaparım diye düşünüyorsunuz. Annemi, babamı, iki yeğenimi düşündüm; herkes için çok endişelendim.» Kadın, Çift

«En güzel tarafı kızımın yürüdüğünü gördüm, konuştuğunu duydum. Aileyle birlikte olmaktı güzel tarafı. Aileyle aynı anda kahvaltı yapabilmekti bir şekilde.» Erkek, Büyük Aile, Ekip Lideri

«Daha fazla aileye döndük, yani biraz daha insanlar artık bireysel yaşama doğru gidiyordu, bağlar zayıflamıştı. Bunun doğru olup olmadığını da bilmiyorum, ama biraz daha aileye, kuvvetli bağlarımıza döndük; bu da iyi bir şey.» Kadın, Yalnız Yaşayan